Belediyelerde Yetki Devri: İyi Yönetişimin Sessiz Altyapısı

Belediyelerde yetki devri, ilk bakışta “işlerin hızlandırılması” için başvurulan bir yönetim tekniği gibi görünse de, aslında iyi yönetişimin temelini oluşturan hesap verebilirlik, şeffaflık, öngörülebilirlik ve etkinlik ilkeleriyle doğrudan bağlantılı bir kurumsal altyapıdır. Çünkü belediyede her gün üretilen ruhsat, izin, tahakkuk, ödeme, sözleşme, yaptırım, tahsis, yazışma ve benzeri işlemler; yalnızca içerikleriyle değil, kimin hangi yetkiyle yaptığı ile de hukuki sonuç doğurur. İdari işlemin “yetki” unsuru, kamu yönetiminde güvenin başlangıç noktasıdır: vatandaşın ve muhatapların, işlemi tesis eden makamın yetkili olduğundan emin olabildiği ölçüde işlem güvenliği oluşur.

Bu bakımdan, yetki devri ile imza yetkisi verilmesi ve vekâlet uygulamalarını birbirine karıştıran bir belediye pratiği, çoğu zaman fark edilmeden iyi yönetişim iddiasını zayıflatır. Diğer bir ifadeyle, kurum içi hız adına yapılan belirsiz yetkilendirmeler, kurum dışı güveni ve denetlenebilirliği aşındırır; en nihayetinde iptal/geri alma, hizmette gecikme, sorumluluk tartışması ve kurumsal itibar kaybı risklerini büyütür. Oysa iyi tasarlanmış bir yetki devri sistemi, aynı anda hem iş akışını hızlandırır hem de karar–imza–sorumluluk zincirini görünür kılar.

Mevzuat, belediye başkanına görev ve yetkilerinin belirli bir kısmını, yönetici sıfatı taşıyan belediye görevlilerine devretme imkânı tanır. Ancak bu imkânın sağlıklı kullanılabilmesi için yetki devri–imza yetkisi verilmesi–vekâlet ayrımının uygulamada açık biçimde kurulması gerekir: yetki devrinde belirli bir işlem alanında karar alma yetkisi devralana geçerken, imza yetkisi verilmesinde karar alma iradesi yetki sahibinde kalır ve belirli yazı ile onaylar “üst adına” imzalanır; vekâlet ise asıl makamın geçici yokluğu hâlinde yetkilerin süreli kullanımını ifade eder. Bu üç mekanizmanın tek bir “imza yönergesi” içinde belirsizleştirilmesi, süreçleri hızlandırıyor gibi görünse de, “yetkinin kimde olduğu” sorusunu muğlaklaştırarak şeffaflık ve hesap verebilirliği zayıflatır.

Uygulamada karşılaşılan sorun(lar) genellikle şu noktada düğümlenir: Yetkilendirme metinleri vardır, ancak kapsamı net değildir; devredilen iş alanı, işlem türü ve parasal/konusal sınırlar açık yazılmamıştır; ayrıca yetki devri mi yapıldığı yoksa imza yetkisi mi tanındığı belgesel olarak ayrıştırılamaz. Bu durumda belediye içinde “fiilî işleyiş” öne çıkar, hukukî iz düşümü geride kalır. Bu tablo, iyi yönetişimin “kurumsallaşma” boyutunu zedeler: kurumsallaşma, kişilere bağlı olmayan, izlenebilir ve tekrarlanabilir süreçler kurabilmektir.

Yetki devrinin hiç yapılmaması da ayrı bir yönetişim zafiyetidir. Özellikle işlem hacmi yüksek belediyelerde, tüm imza ve onayların tek makamda toplanması gecikmeye yol açar; gecikme ise hizmete erişimi zorlaştırır ve idarenin etkinlik kapasitesini düşürür. Daha önemlisi, aşırı merkezileşme çoğu zaman “gölge çözümleri” teşvik eder: imzasız yürütülen işler, parafla geçiştirilen işlemler, fiilen başkası tarafından hazırlanıp “son anda” imzalatılan onaylar gibi pratikler doğar. Bu tür pratikler, iyi yönetişim bakımından iki açıdan sakıncalıdır: hem şeffaflık ve izlenebilirliği azaltır, hem de hataya açık bir ortam yaratır. Dolayısıyla mesele, “devir yapalım mı yapmayalım mı” ikiliğinden ziyade, devri nasıl kurgulayacağımız meselesidir.

İyi yönetişim açısından yetki devrinin en büyük katkısı, belediye içinde işlerin “kime ait olduğu”nu açık ve anlaşılır hâle getirmesidir. Her işlem için kim karar verir, kim kontrol eder, kim imzalar sorularının cevabı netleştiğinde, işler kişilerin alışkanlığına veya dönemsel uygulamalara göre değil, belirlenmiş bir düzene göre yürür. Bu sayede görev paylaşımı daha dengeli olur; sorumluluk alanları da belirsiz kalmadığı için hata veya gecikme yaşandığında “nerede aksadı” daha kolay görülür. Özellikle para harcanan, ödeme yapılan ya da sözleşme imzalanan süreçlerde yetkili imzanın doğru belirlenmesi, sadece bir formalite değil; şeffaflık ve güven bakımından temel bir gerekliliktir. Bu itibarla yetki devri, yalnızca iş yükünü hafifletmek için değil; belediyede daha düzenli, daha öngörülebilir ve daha hesap verebilir bir çalışma düzeni kurmak için kullanılmalıdır.

Peki sahada “iyi yönetişim uyumlu” bir yetki devri düzeni nasıl görünür? Öncelikle, yetki devri/imza yetkisi metinleri “genel ve muğlak” değil; işlem türleri ve sınırları belirli olmalıdır. İkincisi, meclis ve encümen karar alanlarıyla başkanlık/teşkilat yürütme alanı arasındaki sınır, süreç tasarımında korunmalıdır. Üçüncüsü, yetkilendirmeler bilinebilir olmalı; kurum içinde erişilebilir bir yerde tutulmalı, güncellenmeli, değişiklikler duyurulmalıdır. Dördüncüsü, vekâlet hâllerinde hangi yetkilerin hangi süreyle kullanılacağı netleştirilmeli; “vekaleten” ile “imza yetkisi”nin aynı şey olmadığı personele de yöneticilere de hatırlatılmalıdır. Beşincisi, yetki devri yapılmış alanlarda dahi üst yöneticinin gözetim ve koordinasyon sorumluluğu, iyi yönetişimin doğal sonucu olarak devam eder; “devrettim, bitti” yaklaşımı kurumsal kapasiteyi güçlendirmez.

Bu çerçevede, belediyelerde yetki devrini iyi yönetişimle uyumlu hâle getiren asıl unsur; metnin varlığı değil, metnin “kurumsal davranışa dönüşmesi”dir. Yetki devrinin doğru çalıştığı belediyelerde, bir işlem yapıldığında herkes şu üç soruya cevap verebilir:

(1) Bu işlem hangi norm/karar sürecine dayanıyor?

(2) Bu işlemde karar alma ve imza yetkisi kimde?

(3) Kontrol ve kayıt zinciri nasıl kuruluyor?

Bu üç soru cevaplanabiliyorsa, belediye hem hızlıdır hem de denetlenebilirdir.

Kanaatimizce, belediyelerde yetki devri iyi yönetişimin “görünmeyen ama belirleyici” bileşenidir: hizmeti hızlandırırken işlem güvenliğini zayıflatmayan; yetkiyi dağıtırken sorumluluğu görünür kılan; kişilere değil kurallara dayanan bir yönetim düzeni kurmanın en pratik araçlarından biridir. Bu nedenle, yetki devri uygulamasının belediyelerde bir “imza listesi” meselesi gibi değil, kurumsal güven ve hesap verebilirlik tasarımının ana başlıklarından biri olarak ele alınması gerektiği değerlendirilmektedir.

İşlemlerinizin bir kısmı, farkında olmadan yetki tartışmasına açık olabilir mi? Yetki devri–imza yetkisi–vekâlet çizgisinin karıştığı yerlerde iptal ve denetim riskinin nasıl büyüdüğünü, bu riskin tipik sebeplerini ve doğru kurgu yaklaşımını ele alan makalem için tıklayınız.

Paylaş