Sosyal Belediyecilikte Talep, Tespit Odaklılık ve Sosyal Doku Araştırmaları

Dr. Can Emre MEMİŞ

Sosyal belediyecilik, en genel tanımıyla, belediyelerin belde sakinlerinin mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılarken, sosyal refahı artırmayı, dezavantajlı kesimleri korumayı ve toplumsal eşitsizlikleri azaltmayı hedefleyen politika ve uygulamalar bütünüdür. Merkezi idarelerin üstlendiği sosyal güvenlik ve yardım fonksiyonları, yerelleşme (subsidiarity) ilkesi gereği yerel yönetimlere devredilmeye başlanmıştır. Bu bağlamda sosyal belediyecilik, devletin sosyal niteliğinin yereldeki izdüşümüdür.

Sosyal belediyecilik, sadece ihtiyaç sahiplerine yardım dağıtmak olarak algılanmamalıdır. Aksine, bu kavram; istihdam edilebilirliği artırmaktan sağlık hizmetlerine, eğitim desteklerinden barınma olanaklarına, kültürel erişimden kentsel aidiyet bilincinin geliştirilmesine kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Kimsesizlerin, evsizlerin ve sokak çocuklarının barınma ihtiyaçlarının karşılanması, yaşlılara huzurevleri tesisi, sağlık merkezleri ve gezici sağlık otobüsleri, engelliler için ulaşım kolaylıkları, meslek edindirme kursları ve ucuz konut üretimi gibi faaliyetler bu kapsamdadır. Dolayısıyla sosyal belediyecilik, kentin sosyal onarım mekanizmasıdır.

Belediyelerin sosyal hizmet sunumunda benimsedikleri yöntem, hizmetin kalitesini, erişilebilirliğini ve adaletini doğrudan belirler. Bu bölümde, talep odaklı model ile tespit odaklı model karşılaştırmalı olarak analiz edilecektir.

Talep odaklı yaklaşım, kamu yönetiminin pasif konumda olduğu, hizmet sürecinin başlaması için vatandaşın aktif bir eylemde (başvuru) bulunmasının beklendiği modeldir. Bu sistemde belediye, yardım masasını kurar ve ihtiyacı olanın gelip talepte bulunmasını bekler.

Bu modelde süreç genellikle şöyle işler: Vatandaş belediyeye gelir, durumunu anlatan bir dilekçe verir, muhtarlıktan fakirlik belgesi alır, tapu ve emniyetten çeşitli evraklar toplar ve dosyasını teslim eder. Ardından belediye ekipleri inceleme yapar ve karar verir. Ancak bu süreç, bünyesinde ciddi yapısal sorunlar barındırır:

1. Erişilebilirlik Asimetrisi: En yoksul, en yaşlı, engelli veya okuma-yazma bilmeyen kesimler, bürokratik prosedürleri bilmemekte veya belediye binasına gidecek fiziksel/maddi imkana sahip olamamaktadır. Bu durum, tersine seçim riskini doğurur; yani yardıma en çok ihtiyacı olanlar değil, sisteme erişebilenler yardımdan faydalanır.

2. Sosyal Damgalanma: Yardım istemek, toplumsal psikolojide zor bir eylemdir. İnsan onurunu zedeleyici bir süreç olarak algılanabilen el açma durumu, birçok gerçek ihtiyaç sahibinin (özellikle gizli yoksulların) sistemden uzak durmasına neden olur.

3. Bürokratik Yük: Vatandaşın evrak peşinde koşması, hem vatandaş için zaman ve maliyet kaybıdır hem de kurumlar arası kırtasiyeciliği artırır. Tespit odaklı sistemler ve e-belediyecilik bu bürokratik yoğunluğu azaltmayı hedefler.

4. Veri Kısıtlılığı: Talep odaklı sistemde belediyenin elindeki veri, sadece başvuranlardan ibarettir. Başvurmayanların durumu bilinmediği için kentin genel yoksulluk haritası çıkarılamaz ve stratejik planlama eksik veriye dayalı yapılır.

Tespit odaklı yaklaşım, yerel yönetimin proaktif davranarak sorunları kaynağında, vatandaş talep etmeden tespit ettiği ve hizmeti vatandaşın ayağına götürdüğü modeldir. Bu yaklaşım, sosyal devletin koruyucu ve önleyici vasfının bir gereğidir.

Bu modelin temelinde veri ve saha hakimiyeti yatar. Belediyenin uzman ekipleri (sosyologlar, sosyal hizmet uzmanları), belirli bir plan dahilinde tüm kenti veya riskli bölgeleri tarar. Bu sayede farklı yönlerden avantajlı noktaları bulunmaktadır.

  • Adalet ve Kapsayıcılık: Sesini duyuramayan yatalak hastalar, kimsesiz yaşlılar veya sosyal dışlanma yaşayan gruplar tespit edilir.
  • Önleyici Müdahale: Sorunlar krize dönüşmeden müdahale şansı doğar. Örneğin, bir hanede okul çağındaki çocukların okula gitmediği tespit edildiğinde, o çocuklar suça sürüklenmeden eğitim sistemine entegre edilebilir.
  • Kaynak Verimliliği ve Mükerrerliğin Önlenmesi: Kurumlar arası entegrasyon ve merkezi veritabanı kullanımı sayesinde, aynı kişinin farklı kurumlardan haksız yere yardım alması engellenir. Kaynaklar, en acil ve gerçek ihtiyaç sahiplerine yönlendirilir.
  • İnsan Onurunun Korunması: Vatandaşın yoğun bürokrasi ile uğraşarak durumunu ispat etmesine gerek kalmaz. Sistem vatandaşın onuruna yakışır, modern ve hızlı bir hizmet sunar.

Tablo 1: Talep Odaklı ve Tespit Odaklı Belediyecilik Karşılaştırması

Özellik Talep Odaklı Yaklaşım Tespit Odaklı Yaklaşım
Başlatıcı Faktör Vatandaşın başvurusu/dilekçesi Belediyenin saha araştırması/veri analizi
Erişim Kapsamı Başvuru yapabilen sınırlı ve girişken kesim Tüm dezavantajlı gruplar
Bürokrasi Yüksek (Evrak toplama yükü vatandaştadır) Düşük (Veri entegrasyonu ve yerinde tespit)
Müdahale Zamanlaması Kriz gerçekleştikten sonra (Reaktif) Kriz gerçekleşmeden /derinleşmeden önce (Proaktif)
Veri Niteliği Parçalı, anlık ve bireysel dosyalar Bütüncül, mekansal, analitik ve sürekli güncellenen
Politik Risk Kayırmacılığa daha açık olabilir Objektif kriterler ve puanlama ile şeffaflık sağlar

Tespit odaklı belediyeciliğin uygulanabilmesi için gereken en temel girdi bilgidir. Bu bilgiyi sistematik, bilimsel ve kapsamlı bir şekilde üreten mekanizma ise sosyal doku araştırmalarıdır. Sosyal doku araştırmaları her iki yaklaşımın sınırlılıklarını aşmak ve güçlü yönlerini birleştirmek için hayati bir metodoloji sunar. Bu araştırmalar, kentlerde yaşayan nüfusa ulaşılan kapsamlı çalışmalardır. Temel amaçları; sosyal yapının belirlenmesi, verilecek hizmetin detaylarına ulaşılması, şehrin geleceğine yön verilmesi ve gerçek ihtiyaç sahiplerinin nesnel kriterlerle tespit edilmesidir. Sosyal doku çalışmaları, bir kentte veya belirli bir bölgede yaşayan hanelerin demografik, ekonomik, sosyal, sağlık ve kültürel verilerinin toplanarak, kentin sosyo-ekonomik haritasının çıkarılması sürecidir.

Başarılı bir sosyal doku araştırması, disiplinli bir saha organizasyonu gerektirir. Araştırmanın yapılacağı mahalleler veya tüm kent belirlenir. Örneklem yerine tam sayım (tüm hanelere gitme) yöntemi, sosyal belediyecilikte daha makbuldür çünkü amaç istatistik çıkarmak değil, tek tek ihtiyaç sahiplerine ulaşmaktır. Anketörler, sosyologlar ve sosyal çalışmacılardan oluşan ekipler sahaya iner. Veri toplama aracı olarak kâğıt formlar yerine tabletler ve mobil uygulamalar kullanılır. Bu, verinin anlık olarak merkeze akmasını ve GPS koordinatlarının (mekansal veri) doğru alınmasını sağlar.Sahadan gelen beyanlar, merkezi veritabanları (MERNİS, Tapu Kadastro, SGK) ile çapraz sorguya tabi tutulur. Beyan ile resmi kayıt arasındaki tutarsızlıklar incelenir.

Sosyal doku araştırmaları sonucunda elde edilen veriler, belediyenin ezbere şekilde hareket etmesini engeller. Onun yerine farklı alanlar analiz edilerek, uygun politikaların uygulanması sağlanır. Aşağıdaki temel analizler; uygun politikaların bulunmasında etkili olur.

– İşsizlik oranları, kayıt dışı çalışma yaygınlığı, ev kadınlarının işgücüne katılım potansiyeli.

– Gelir düzeyi, borçluluk durumu, ısınma ve beslenme yetersizliği.

Kronik hasta yoğunluğu, engelli bireylerin türleri (fiziksel, zihinsel), yatalak hasta varlığı.

– Madde bağımlılığı riski, erken yaşta evlilik, parçalanmış aile yapıları, okula devamsızlık.

Belediyenin hizmetlerinden memnuniyet, talep edilen öncelikli hizmetler.

Bu veriler ışığında belediye, herkese ihtiyacına göre hizmet verebilir. Örneğin, yaşlı nüfusun yoğun olduğu bir mahalleye park yerine “Yaşlı Dinlenme Evi” veya “Evde Bakım Ünitesi” kurmak, veriye dayalı stratejik planlamanın bir sonucudur.

Yani kentin ya da bölgenin sosyo-ekonomik, demografik ve kültürel yapısını görselleştiren, hane/sokak/mahalle bazında ayrıştırılmış detaylı bir veri tabanı oluşturulur. Bu harita, belediyenin kime, ne tür hizmetler sunduğunu anlamasını sağlar. Ayrıca sosyal doku araştırmalarında, bireylerin demografik durumları (yaş, eğitim, gelir, engellilik durumu vb.) ve yerel yönetimden memnuniyet/beklenti analizleri birlikte yürütülür. Bu sayede günlük yaşantısında sıkıntılarla karşılaşan ancak bu sıkıntılarını kimseyle paylaşamayan ve yetkililere ulaşmada çekingen davranan kişiler bizzat yerinde tespit edilebilir. Elde edilen veriler analiz edilerek, öncelikli hizmet alanları, iyileştirme alanları ve yatırım kararları için bilimsel dayanak oluşturulur.

Sonuç olarak, sosyal belediyecilikte, hizmeti talep edenle ihtiyacı olan arasındaki uçurum kapatılmalıdır. Sosyal doku araştırmaları, bilimsel metodolojisi ve sahaya dayalı yaklaşımı ile bu uçurumu kapatabilecek en güçlü araçtır. Bu araştırmalar, tespit odaklı müdahalelerin doğruluğunu ve adaletini artıran kritik bir bileşendir; aynı zamanda talep odaklı mekanizmaların erişemediği grupları görünür kılarak sosyal belediyeciliğin kapsayıcı hedeflerine ulaşmasına katkı sağlar. Etkili bir sosyal belediyecilik uygulaması için düzenli sosyal doku taramaları, çok kanallı erişim yolları, yerel aktörlerin katılımı ve veri odaklı karar destek sistemleri ile tamamlanabilir. Bu araştırmalara yapılacak yatırım, belediyelerin kaynaklarını daha etkin ve hakkaniyetli kullanmasının yanı sıra, sosyal politikaların toplumun gerçek ve derin ihtiyaçlarına dokunmasının da garantisi olacaktır.

Paylaş