Yedinci Ulusal Yerel Yönetimler Sempozyumu TBB’de Başladı

Yedinci Ulusal Yerel Yönetimler Sempozyumu TBB’de Başladı

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB), Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Ankara Üniversitesi Ernst Reuter İskan ve Şehircilik Uygulama ve Araştırma Merkezi iş birliğiyle geleneksel hale gelen Yedinci Ulusal Yerel Yönetimler Sempozyumu’nun açılışı TBB’de yapıldı.

 Yedinci Ulusal Yerel Yönetimler Sempozyumu TBB’de Başladı

TBB, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Ankara Üniversitesi Ernst Reuter İskan ve Şehircilik Uygulama ve Araştırma Merkezi iş birliğiyle düzenlenen Yedinci Ulusal Yerel Yönetimler Sempozyumu, TBB’nin ev sahipliğinde gerçekleştiriliyor.

Bu yıl ana teması “Demokratik ve Sosyal Belediyecilik” olarak belirlenen sempozyum, yerel yönetimlerin toplumsal adalet, katılımcılık ve yerel demokrasi alanındaki rolünü ele almak üzere akademisyenleri, yerel yöneticileri ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi.

Sempozyumun açılış konuşmaları TBB Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Çelik ve TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız tarafından gerçekleştirildi.

Açılış konuşmalarının hemen ardından akademik birikimleri ve engin deneyimleri ile öne çıkan Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ruşen Keleş sempozyumun çerçeve konuşmasını gerçekleştirdi.

Sempozyumun açılış programında Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcıları Dr. Şengül Altan Arslan ile Feridun Ulutaş’da hazır bulundu.

Seçer: “Sempozyum Çıktıları Karanlığı Aydınlatan Bir El Feneri Görevi Görecek”

TBB Başkan Vekili Vahap Seçer, TBB Başkanı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’a selamlarını ileterek konuşmasına başladı.

Sempozyumun ana başlığı olan “demokratik ve sosyal belediyecilik” kavramının günümüzde belediyeciliğin en temel iki unsuru olduğuna dikkati çeken Seçer, “Çok sayıda bildiri, bilimsel fikirler, iyi uygulamalar, deneyimler aktarılacak. Üç gün sürecek olan sempozyumun sonunda alınan çıktılar, bizlere önümüzdeki süreçte karanlığı aydınlatan bir el feneri görevi görecek.” dedi.

Belediye başkanlığı görevindeyken edindiği tecrübelere yer veren Seçer, “Belediye başkanlığı görevimde şunu öğrendim: Her zaman sizden bir daha iyi bilen vardır. Oturup dinlemek lazım. Onların deneyimlerinden yararlanmak lazım. Her şeyi siz bilemezsiniz. Belediye başkanlığı beş yıldır ama beş gün gibi çok hızlı geçer. Belki on yılda öğreneceğimizi size bir saatte öğretirler.” ifadelerini kullandı.

Halk iradesinin tecellisinin gerçek anlamda ortaya çıktığı makamların başında muhtarlar ve belediye başkanlarının geldiğini hatırlatan Seçer, “Demokrasi demek aslında yerel yönetimlerden başlayan çok kutsal bir kavramdır. Beraber yaşadığınız toplumda demokrasi ile ortaklaşıyorsunuz; yaşam alanı oluşturuyorsunuz; onun nasıl idare edileceğini beraber belirliyorsunuz.” dedi.

Mersin Büyükşehir Belediyesinde hayata geçirilen bazı uygulamalardan örnekler veren Seçer, ekonomi dernekleri, bağlı mühendislik odaları, sendikalar, kooperatifler, sosyal sorumluluk projesi konusunda çalışan dernekler ve vakıflar ile yılda iki kez toplandıklarını söyledi. Seçer, şehrin sorunlarını ve çözüm yollarını en iyi bilenlerin orada yaşayan vatandaşlar olduğunun altını çizerek kültürel, sosyal ve sportif faaliyetler ile festivaller yaptıklarını belirtti.

Sorunların teori ve uygulamayla çözülebileceğini kaydeden Seçer şu ifadeleri kullandı:  

“Sosyal politikalar konusu her şehir için farklı bir anlam taşır. Her şehrin kendine münhasır özellikleri var. Benim şehrim için doğru olan projeler, bir başka şehir için yanlış olabilir. Sosyal politikalar çok geniş bir dünya. Bunun içerisinde yaptığınız destekler var; dayanıklı kentler yaratmak var. Bunun içerisinde başta kadınlar olmak üzere üreticilere yönelik kırsal kalkınma var; bunun içerisinde yaşlı insanlara, kimsesiz insanlara yarenlik etmek var; bunların bakımını üstlenmek var; çocuklar var, kadınlar var, özel insanlar var. Kocaman bir dünya ve bu dünyanın toplamı sosyal politikalardır.”

Çelik: “Bu Çalışma Bir Kitap Olarak Yayınlanacak”

Sempozyumun gerçekleşmesine katkı sunan tüm kurum ve çalışanlara teşekkür eden Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Çelik, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin Türkiye’de yerel yönetim, şehircilik ve kentleşme alanlarının temelini oluşturan önemli bir kurum olduğunu vurguladı.

Çelik, Sempozyumun çıktılarının kitaplaştırılacağını belirterek, “Çok başarılı bir çalışma olacağını, bu çalışmanın aynı zamanda bir kitap olarak yayınlanacağını belirtmek isterim. Çünkü söz uçar, yazı kalır. Türkiye Belediyeler Birliği ile mutabakata da vardık. Bunu bir kitap olarak da basacağız ve bu şekilde Türk akademisine, Türk belediyecilik uygulamasına da katkısı olacağına inanıyoruz.” dedi.

Sempozyumun gelecek yıllarda da devam etmesini temenni eden Çelik, “Sekizincisini de burada yapmayı umuyorum.” ifadelerini kullandı.

Yıldız: “Belediyeler ile Üniversiteler Arasındaki İlişkiyi Güçlendirmek Temel İlkemiz”

TBB Genel Sekreteri Yıldız da konuşmasına Sempozyumun 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’ne denk gelmesinin ayrı bir anlam taşıdığını belirterek başladı. Görevde bulundukları süre içinde belediyelerle üniversiteler arasındaki ilişkileri güçlendirmeyi temel bir ilke olarak benimsediklerini söyleyen Yıldız, bilimin ışığında çözüm üretme yaklaşımının TBB çalışmalarının merkezinde yer aldığını ifade etti.

Yıldız, 2024 yılının sonunda düzenlenen Afetlere Karşı Dirençlilik Kongresi’nden bu yana birçok çalıştay ve sempozyum gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, bu etkinliklerde hem akademi ile uygulayıcılar arasında köprü kurduklarını hem de belediyelerin uzun vadeli model arayışlarına zemin oluşturduklarını belirtti. Hazırlıkları uzun süredir devam eden Yedinci Ulusal Yerel Yönetimler Sempozyumu’nun bu çabaların önemli bir halkası olduğuna dikkati çeken Yıldız, TBB’nin akademik etkinliklerinde süreklilik ve bütünlük sağlamayı hedeflediklerini söyledi.

Dünyada ve Türkiye’de merkez–yerel ilişkilerinin demokratikleşmesi ve yeni sosyoekonomik modellerin daha fazla tartışıldığı bir dönemden geçildiğini ifade eden Yıldız, bu nedenle sempozyumun “Demokratik ve Sosyal Belediyecilik” olarak belirlenen ana temasının büyük önem taşıdığını söyledi.

Yıldız, TBB’nin yerel yönetimlerin bilgi ve kapasitesini artırma hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdüreceğini vurgulayarak “Daha iyi bir gelecek yerelden gelecek” anlayışıyla ulusal ve uluslararası düzeyde akademik iş birliklerinin geliştirilmesini teşvik etmeye devam edeceklerini kaydetti.

Keleş: “Yerel Demokrasiyi Antidemokratik İklimlerde Yeşertmek Canlandırmak ve Geliştirmek Olanağı Yoktur”

Sempozyuma katkı sunanlara teşekkür eden Prof. Dr. Ruşen Keleş, “Silivri’de bulunan değerli hemşehrim Ekrem İmamoğlu‘na ve Zeydan Karalar kardeşimize selamlarımızı iletmek istiyorum.” ifadeleriyle konuşmasına başladı.  

Keleş çerçeve konuşmasında sempozyumun ana teması olan “Sosyal ve Demokratik Belediyecilik” kavramlarından yola çıkarak temel tartışma konularına ilişkin gözlem ve deneyimlerini paylaştı. Toplumcu belediyeciliğin sosyalist belediyecilikten esinlenmiş bir akım olduğunu kaydeden Keleş, toplumcu belediyeciliğin ilkelerini anlattı. “Üniter bir ülke olan Türkiye’de belediyelerin yasama erkine sahip olmayan sadece icrai yetkileri olan, yürütme yetkililerini devletle merkez ve paylaşan birimlerdir.” diyen Prof. Dr. Keleş, “Toplumcu belediyecilik ilkelerini yaşama geçirmenin önündeki en büyük engel, insanların benciliği ve başta toprak olmak üzere sahip bulundukları değerlerden olabildiği ölçüde rant elde etme istekleridir. Bu eğilim hem yerel topluluklarda yaşamakta olanların, hem de onların oylarıyla göreve gelmiş olan yerel ve merkezi düzeydeki yöneticilerin tavır ve davranışlarına da zaman zaman yansımaktadır. Toplumcu belediyecilik ilkelerini yaşama geçirmek için Anayasa’da değişiklikler yapmak biçimsel bir ön koşuldur.” ifadelerine yer verdi.

“Bir kentte yerel toplulukta yaşamakta olanlar bu kentin sakini olmaktan çıkıp gerçek anlamda kentin sahibi durumuna gelmiş olmadıkça toplumcu belediyecilik yaşama geçirilemez.” diyen Keleş, halkın yerel düzeyde yönetiminden sorumlu olan seçilmiş ya da atanmış yöneticilerin de en az halkın kendisi kadar bu konularda bilinç sahibi olmaları zorunluluğunun olduğunu söyledi.

Konuşmasında ünlü devlet adamı ve düşünür Abraham Lincoln’un “Demokrasi halkın, halk için halk tarafından yönetimi” tanımını hatırlatan Keleş, katılımcı demokrasinin öneminin altını çizerek: “Unutmamak gerekir ki yerel düzeyde demokrasinin varlığından söz edebilmek için bir ülkede demokrasinin kendisinin tüm kurum ve kuralları ile yerleşmiş olması şartına bağlıdır.” sözlerini kullandı.

“Yerel demokrasiyi antidemokratik iklimlerde yeşertmek canlandırmak ve geliştirmek olanağı yoktur.” ifadelerini kullanan Keleş, Türkiye’de yerel yönetimlerin tarihsel gelişimi, demokrasi kültürü ve Avrupa yerel yönetim standartları üzerine değerlendirmelerde bulundu. Belediyelerin kırsal değil kentsel nitelikteki kamu hizmetlerini yurttaşa sunmakla görevli kamu tüzel kişileri olduğunu belirten Keleş, yerel kamu hizmetlerinin yalnızca hizmet üretmek değil, aynı zamanda halkın yönetime katılım kültürünü geliştirmek açısından yaşamsal öneme sahip olduğunu söyledi.

Yerel yönetimlerin, yerinden yönetim ilkesinin bir ürünü olduğunu vurgulayan Keleş, yürütme yetkisinin merkezle paylaşıldığını, ancak yerel birimlerin yasama yetkisinin bulunmadığını hatırlattı.

Türkiye’de ilk belediyenin 1850’lerde kurulduğuna, 1930 tarihli Belediye Kanunu’nun ise önemli bir dönüm noktası olduğuna değinen Keleş, Türkiye’nin 1988’de imzaladığı ve 1992’de 3723 sayılı yasayla onayladığı Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına ve Türkiye’nin çekince koyduğu 10 maddeye dair de değerlendirmelerde bulundu. Keleş, Türkiye’de yerel demokrasi ve belediyecilik alanındaki eleştirilerin, özellikle köy kanunu ve belediye gelirleri yasası gibi temel mevzuatın güncellenmemesi, valilik ve merkezi idarenin geniş vesayet yetkileri ile kültürel hizmetlerdeki çifte standartlardan kaynaklandığını vurguladı.

Yerel Yönetimlerin Gündemindeki Başlıklar Sempozyumda Değerlendirilecek

Sempozyum, küresel eşitsizlikler, iklim krizi, göç, yoksulluk, mekansal adalet, afet yönetimi, kooperatifçilik, katılımcı demokrasi, e-belediyecilik, kent hareketleri, sosyal konut ve dezavantajlı gruplara yönelik politikalar gibi yerel yönetimlerin gündemindeki kritik başlıkları ele alıyor.

Demokratik ve sosyal belediyeciliğin nasıl yeniden yapılandırılabileceğini tartışmaya açmayı hedefleyen ve üç gün boyunca 100’ü aşkın bildirinin sunulacağı sempozyumun ilk günü TBB’de, ikinci ve üçüncü günleri Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde gerçekleştirilecek.

Paylaş