Yerel Yönetimler Reformu Gündemde: “Katılımcı Yol Haritası” Çağrısı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM’nin yeni yasama yılı açılışında “2026’nın reform yılı” olacağını belirterek yerel yönetimlerde mali disiplini güçlendirecek adımların atılacağını açıkladı; kulislerde imar ve mali süreçlerde yeni düzenekler konuşulurken, MİARGEM katılımcı ve ihtisas temelli bir hazırlık süreci çağrısı yaptı.
TBMM’nin 28. Dönem 4. Yasama Yılı açılışında Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerel yönetimlerde mali disiplini kuvvetlendirme, şeffaflık ve hesap verebilirliği pekiştirme hedefini vurguladı. Açıklamaların ardından basına yansıyan kulis haberleri, imar süreçlerinin karar mekanizmalarında merkezi temsilin güçlendirilebileceğine ve hizmetlerde öncelik sıralaması gibi başlıklara işaret ediyor. Resmî bir tasarı metni henüz yayımlanmadığından, detayların yasama sürecinde netleşmesi bekleniyor. Bu çerçevede MİARGEM, reformun çalıştay, panel ve akademik katkılarla, ihtisas temelli bir model üzerinden olgunlaştırılması gerektiğini duyurdu.
Gündemin Çerçevesi
TBMM’nin yeni yasama yılı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “2026 senesi, Türkiye ekonomisinde adeta bir reform yılı olacak” sözleri ve yerel yönetimlerde mali disiplin ile kamuda şeffaflık–hesap verebilirliğin pekiştirileceği mesajıyla açıldı. Konuşmanın siyasal arka planında muhalefetin tutumu ve genel kurul atmosferine dair tartışmalar yer alırken, gündemin yerel yönetimler reformu ekseninde şekillendiği görülüyor.
TBMM Açılış Konuşmasında Öne Çıkanlar
Cumhurbaşkanı, yerel düzeyde kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanımını güvence altına alacak düzenlemelerden söz ederken, bunların “mali disiplin, şeffaflık ve hesap verebilirlik” ilkeleriyle yürütüleceğini ifade etti. Bu çerçevenin, 2026’da başlayacağı açıklanan daha geniş bir reform gündeminin parçası olduğu vurgulandı.
Kulis Bilgileri ve Taslak Tartışmaları
Resmî metin yayımlanmamış olmakla birlikte, kulis haberleri imar izin ve uygulamalarında karar süreçlerine merkezi temsil katılımı, imza/komisyon modelleri ve hizmetlerde öncelik sıralamasına ilişkin yeni çerçevelerin tartışıldığını aktarıyor. Bu başlıkların, belediye yetkilerinin paylaşıldığı veya dengelendiği yeni mekanizmalar getirebileceği konuşuluyor; ancak tüm bu unsurların yasama sürecinde değişebileceği özellikle not edilmeli.
Hukukî Çerçeve – Hangi Metinler Etkilenebilir?
Reformun kapsamına göre başta 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere GBVG’den Pay Verilmesi Hakkında Kanun üzerinde değişiklikler gündeme gelebilir. Bu metinler, görev–yetki dağılımından mali mimariye, iç kontrol–denetimden gelir paylaşımına kadar belediye yönetiminin temel sütunlarını oluşturuyor.
MİARGEM’in Kamuoyu Açıklaması – “Katılımcı Yol Haritası Şart”
Yerel yönetimler, modern kamu yönetimi literatüründe yalnızca hizmet sunan idari birimler değil; aynı zamanda demokratik katılımın, yerinden yönetimin ve kurumsal sürdürülebilirliğin ana aktörleri olarak görülmektedir. Belediyeler vatandaşın kamu hizmetiyle en doğrudan temas ettiği kurumlar olduğundan, mevzuat yapımında salt hukuk tekniği değil; sosyolojik, ekonomik ve siyasal boyutları içeren bütüncül bir yaklaşım gerekmektedir.
Bu nedenle belediye mevzuatında yapılacak düzenlemelerin katılımcı mekanizmalarla, yalnızca idari verimlilik için değil; aynı zamanda demokratik meşruiyet ve toplumsal kabul için de hazırlanması elzemdir. Uluslararası karşılaştırmalar, katılımcı süreçler ve ihtisaslaşmaya dayalı kurumsal modellerin karar kalitesini yükseltip yerel yönetişimi güçlendirdiğini göstermektedir.
Belediye Mevzuatında Değişiklik: Katılımcı Bir Yol Haritası Şart
Belediyelerin kurumsal yapısı ve hizmet sunum süreçlerini doğrudan etkileyen mevzuat düzenlemeleri, vatandaşların yaşam kalitesi ve yerel demokrasinin işleyişi üzerinde belirleyicidir. Bu değişiklikler kapalı kapılar ardında dar bürokratik inisiyatifle değil; katılımcı, çoğulcu ve ihtisas temelli bir yaklaşımla olgunlaştırılmalıdır.
Paydaşların Katkısı Olmazsa Olmaz
Hazırlık sürecine bakanlıkların yanı sıra uygulamanın muhatabı belediyeler ve üst birlikleri, ilgili STK’lar, tüm siyasi partiler ve konuya hâkim akademisyenler dâhil edilmelidir. Belediyecilik idari olduğu kadar ekonomik, sosyal ve kültürel boyutları olan çok katmanlı bir alandır; başarı çok yönlü paydaş katkısına bağlıdır.
Katılımcı Yöntemler: Çalıştaylar, Konferanslar, Paneller
Gelişmiş demokrasilerde kapsamlı mevzuat değişiklikleri öncesinde çalıştay ve panellerle uygulamacılar, hukukçular, maliyeciler ve yerel yönetim uzmanları bir araya getirilir; akademik tebliğlerle farklı bakışlar tartışmaya açılır. Bu yöntem hem demokratik meşruiyeti güçlendirir hem de sahada uygulanabilirlik garantisi sunar.
İhtisas Temelli Yönetilebilirlik Modeli’nin Katkısı
MİARGEM’in geliştirdiği “Belediyelerde İhtisas Temelli Yönetilebilirlik Modeli” reform hazırlıklarına yol gösteren bir çerçeve sunar. Model; yetkinlik ve ihtisaslaşma ile kaynakların verimli kullanımını, denetlenebilirlik ve hesap verebilirlikle kuralların işlerliğini, kurumsal sürdürülebilirlikle kişilere değil yapıya dayalı yönetimi ve mali disiplin–idari yapılanma–İK–dijitalleşme–hizmet kalitesi gibi unsurları bütüncül ele almayı esas alır. Bu yaklaşım, düzenlemelerin salt teknik uyumla sınırlı kalmamasını; kurumsal kapasiteyi güçlendiren, katılımcılığı artıran ve sürdürülebilirliği güvence altına alan bir mimariyi teşvik eder.
Sonuç
Belediye mevzuatında yapılacak değişiklikler dar bürokratik bir bakışın değil; geniş toplumsal mutabakatın ve ihtisas temelli anlayışın ürünü olmalıdır. Çalıştaylar, paneller ve akademik katkılarla desteklenen süreç; demokratik meşruiyeti güçlendirirken sahadaki sorunlara kalıcı çözümler üretir. Daha ayrıntılı tartışma için MİARGEM’in “Belediyelerde İhtisas Temelli Yönetilebilirlik Modeli” önerisi incelenebilir.