Yaz aylarıyla birlikte Türkiye yine yangınlarla mücadele ediyor. Ormanlarımız yanıyor, tarım alanları yok oluyor, yerleşim alanları tehdit altına giriyor. İklim krizinin etkisiyle artan sıcaklıklar, rüzgârın yön değiştiren sertliği ve kuraklıkla birlikte yangınlar artık beklenmedik değil, yeni normallerimizden biri haline geldi.
Ancak bu yeni normale karşı hala eski yapılarla, dağınık sorumluluklarla ve reaktif reflekslerle mücadele etmeye çalışıyoruz.
İtfaiye Teşkilatları, Dağınık Yapı ve Sorumluluk Karmaşası
Türkiye’de yangınlara müdahaleden sorumlu birçok kurum var:
1. Belediyelere bağlı itfaiye teşkilatları,
2. Orman Genel Müdürlüğü,
3. AFAD’ın arama kurtarma ekipleri,
4. UMKE, jandarma, TSK, Kızılay ve gönüllüler.
Bu parçalı yapı, afet anında tek merkezli komuta ve hızlı karar alma sürecini sekteye uğratıyor. Hangi kurumun ne zaman, hangi bölgede, hangi yetkiyle müdahale edeceği net değil. Belediyelerin teknik kapasitesi büyük farklılıklar gösteriyor. Küçük bir ilçenin 3 personelli itfaiyesiyle milyonluk metropollerin donanımı aynı değil. Ancak sistem, hepsini aynı mevzuatla ve aynı beklentiyle çalıştırıyor.
AFAD Artık Bakanlık Alt Birimi Olarak Kalamaz
AFAD bugün itibarıyla İçişleri Bakanlığı’na bağlı, müstakil bir daire başkanlığı statüsünde faaliyet göstermektedir. Ancak yaşanan afetler, bu yapının artık başka bir noktaya evrilmesi gerektiğini göstermektedir.
AFAD, artık öyle bir yapıya dönüşmelidir ki:
1. Müstakil karar verebilen ve icracı yetkilerle donatılmış,
2. Tüm müdahale unsurlarını bünyesinde toplayan,
3. Ve en önemlisi, afet anında tek otorite olarak karar verebilen bir üst yapı haline gelmelidir.
Bu kapsamda AFAD’ın, doğrudan afetle ilgili tüm birimlerin yer aldığı, tüm bakanlıklar ve kurumlar arasında yatay koordinasyonu sağlayan, doğrudan uygulama kabiliyeti olan müstakil ve icracı bir üst kuruluş olarak yeniden tanımlanması artık zorunluluktur.
Yapısal Dönüşüm: Yerel Hizmetten Ulusal Afet Komutasına
Belediye itfaiyeleri, arama-kurtarma birimleri, su altı ve su üstü ekipleri, drone timleri, yangın izleme merkezleri ve lojistik depolar gibi birçok unsur tek bir kurumsal yapı altında toplanmalı ve AFAD’ın bünyesinde ulusal düzeyde hizmet veren modüler birimler olarak yeniden yapılandırılmalıdır.
Bu dönüşüm sayesinde:
1. Her ilde farklı standartlar değil, ülke genelinde eşgüdümlü müdahale mekanizmaları sağlanır.
2. Lojistik kaynaklar etkin paylaşılır, araç ve personel takviyesi gecikmeden yapılır.
Afetlere Tepki Değil, Hazırlıkla Karşılık Vermek
Artık afetleri “geldiğinde müdahale edilen” bir kriz olarak değil; önceden planlanması gereken bir kamu yönetimi alanı olarak ele almalıyız. Risk azaltımı, eğitim, tatbikat, erken uyarı sistemleri ve iletişim altyapısı bir bütün olarak ele alınmalı.
Bunun yolu da:
1. Yerel ve merkezi tüm müdahale unsurlarını birleştiren,
2. Mevzuatla değil, refleksle hareket eden,
3. Siyasetten ve yerel ayrımlardan bağımsız,
4. Ama doğrudan kamu gücüyle hareket edebilen bir kurumsal modelden geçmektedir.
Sonuç Yerine: Geç Kalmak, En Büyük Afettir
Yangın çıktığında değil, yangın çıkmadan önce güçlü olmak zorundayız.
AFAD’ın müstakil ama kamuya bağlı; icracı ama siyasetten uzak; teknik ama sahaya hâkim bir kurum olarak çalışması önemlidir. Bu nedenle, bahsettiğimiz model veya bu modele yakın modellerin hayata geçirilmesi artık bir mecburiyettir.
Tüm belediye itfaiyelerinin ve afet birimlerinin bu çatı altında yeniden yapılanması ise afetlerle mücadelenin kurumsal sigortası olacaktır.
Unutmayalım: Afet doğaldır, ama çaresizlik kader değildir.