Belediye Şirket İşçilerinin Kadroya Geçişi Yeniden Gündemde

Belediye şirketleri üzerinden yürütülen personel istihdam modelinin hukuki ve idari tartışmaların ötesinde, belediyelerin mali yapısını hızla zayıflatan bir unsura dönüştüğü yönündeki değerlendirmeler güç kazanıyor. Özellikle insan kaynakları ve personel şirketlerinin bütçe dışı büyüyen yapısı, belediyelerde kadro tartışmasını yalnızca bir istihdam meselesi olmaktan çıkararak mali sürdürülebilirlik ve kurumsal varlık sorununa dönüştürüyor.

Mevcut istihdam modeli mali, hukuki ve yönetsel riskleri derinleştiriyor

Belediye şirketlerinde çalışan işçilerin statüsüne ilişkin tartışmalar, son dönemde yeniden kamuoyunun gündemine girdi. Edinilen bilgilere göre; belediye şirketleri üzerinden yürütülen personel istihdam modelinin hukuki dayanakları, mali sürdürülebilirliği ve denetim sonuçları bakımından ciddi sorunlar ürettiği yönündeki tespitler, merkezî idare ve yerel yönetimler düzeyinde daha yüksek sesle dile getirilmeye başlandı.

Her ne kadar konuya ilişkin yürürlükte olan açık bir yasal düzenleme bulunmasa da; belediye şirketlerinin mevcut yapısıyla devam etmesinin kamu maliyesi, personel rejimi ve idari sorumluluk zinciri açısından yönetilemez bir noktaya doğru ilerlediği değerlendirmeleri güç kazanıyor.

MİARGEM ve Halil Memiş’ten Uzun Süredir Israrlı Uyarılar

Bu tartışma başlıklarının uzun süredir gündemde tutulmasında, MİARGEM Başkanı Halil Memiş’in değerlendirmeleri dikkat çekiyor. Memiş, belediye şirketleri eliyle kurulan istihdam modelinin artık geçici bir çözüm olmaktan çıktığını; kurumsal yapıyı zorlayan, mali disiplini aşındıran ve yönetsel belirsizlik üreten kalıcı bir sorun alanına dönüştüğünü uzun süredir vurguluyor.

MİARGEM’in yaklaşımına göre, mesele yalnızca çalışanların statüsü değil; belediyelerin nasıl yönetildiği, nasıl denetlendiği ve mali kaynakların nasıl tüketildiği sorularıyla doğrudan bağlantılı.

Halil Memiş: “Belediye İnsan Kaynakları Şirketleri Mali Bir Kara Delik Hâline Geldi”

Halil Memiş’e göre, belediyelerde özellikle insan kaynakları/personel temelli şirketler, zaman içinde belediye bütçeleri açısından büyük bir parasal kara delik işlevi görmeye başladı. Bu şirketler aracılığıyla yürütülen istihdam modelinin;

Personel giderlerini bütçe disiplini dışına taşıdığı,

Gerçek maliyetin şeffaf biçimde izlenmesini zorlaştırdığı,

Belediyelerin borçlanma ihtiyacını artırdığı,

Ve mali çöküş sürecini hızlandıran yapısal bir etken hâline geldiği

ifade ediliyor.

Memiş’e göre sorun, yalnızca yüksek personel sayısı değil; şirketlerin kontrolsüz büyümesi, görev–yetki sınırlarının belirsizliği ve mali sorumluluğun belediye ile şirket arasında dağılması. Bu yapı; ne klasik kamu personel rejimine ne de sağlıklı bir şirket mantığına tam olarak uymuyor. Sonuçta ortaya çıkan tablo, ne tam denetlenebilir ne de sürdürülebilir bir mali yapı.

Bu nedenle, belediye şirketleri üzerinden yürütülen personel istihdamının; kısa vadede belediyelere esneklik sağlıyor gibi görünse de, orta ve uzun vadede belediyelerin mali dayanıklılığını zayıflattığı ve iflas riskini artırdığı değerlendiriliyor.

Kadroya Geçiş Tartışması Bir “Mali Kurtarma” Başlığına Dönüşüyor

Bu çerçevede belediye şirket işçilerinin kadroya geçirilmesi meselesi, yalnızca bir istihdam veya sosyal politika konusu olmaktan çıkmış durumda. Tartışma giderek; “Belediyeler bu mali yapıyla ne kadar daha ayakta kalabilir?” sorusuna odaklanıyor.

Henüz kamuoyuna açıklanmış bir kanun teklifi veya resmî taslak bulunmamakla birlikte; mevcut şirketleşmiş personel modelinin sürdürülemeyeceği yönündeki kanaatin güçlenmesi, önümüzdeki dönemde kadro, tasfiye, yeniden yapılanma veya hibrit modellerin daha ciddi biçimde masaya yatırılacağını gösteriyor.

Paylaş