Bir Hikâyeden Dersler

Horoz’um da Horoz’um!

Zamanın birinde büyük bir çiftliğin horozunu çalmışlar. Çiftlik sahibi, “horozum da horozum” diye dövünmeye başlamış. Oğulları, çok da oralı olmadılar bu işe. Zamanla koyun, keçi, inek, at çalınmış. Ama çiftlik sahibi her defasında “horozum da horozum” diye dövünüyormuş. Oğulları dayanamamış artık.

-Baba, yeter ama horoz çalındı horozum, koyun çalındı horozum, keçi çalındı, at çalındı yine de horozum da horozum der durursun, ne kıymetli bir horozmuş bu!

Çiftlik sahibi hayıflanarak; “Ahh benim ahmak oğullarım, eğer horoz çalındığında bunun peşine düşüp hırsızları bulsaydınız ne koyun, ne keçi ne de diğerleri çalınırdı” demiş.

Meselden ders alacak olursak; hırsızlığın küçüğü büyüğü, hırsızın benimkisi seninkisi yoktur, hırsız hırsızdır, hırsıza hırsız muamelesi yapılmalıdır, ayırmadan, kayırmadan!

Geçen hafta bir belediye başkan yardımcımızdan dinlediğim bu hikâye, bir çiftlik sahibinin horozunun çalınmasıyla başlayan ve ardından diğer hayvanlarının da çalınmasıyla devam eden bir süreci anlatırken kamu yönetiminde adalet ve yaptırımın önemine dair güçlü bir metafor sunar. Bu bağlamda hikâye, küçük bir ihlalin görmezden gelinmesinin daha büyük sorunlara yol açabileceğini ve kamu yönetiminde adaletin ve yaptırımların erken, tutarlı ve etkili bir şekilde uygulanmasının kritik öneme sahip olduğunu vurgular. 

Adaletin Kamu Yönetimindeki Rolü

Adalet, kamu yönetiminin temel taşlarından biridir. Toplumun düzenini sağlamak, bireyler arasındaki güveni tesis etmek ve ortak yaşamı sürdürebilir kılmak için adalet, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde bir gerekliliktir. Kamu yönetiminde, kamu kaynağı kullanan kamu görevlilerince yapılan küçük çaplı yolsuzluklar, usulsüzlükler veya hukuksuzluklar görmezden gelindiğinde, bu durum daha büyük ölçekli suçlara ve toplumsal düzensizliğe zemin hazırlar. Küçük ihlâllerin önemsiz görülerek bir kamu kurumunda küçük çaplı bir usulsüzlük tespit edildiğinde, bu durum “büyütülmemesi gereken bir mesele” olarak değerlendirilirse, bu tür davranışlar normalleşebilir ve zamanla sistemik bir yozlaşmaya dönüşebilir.

Adalet, kamu yönetiminde sadece cezalandırma anlamına gelmez; aynı zamanda eşitlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerini de içerir. Adaletin erken ve tutarlı bir şekilde uygulanması, küçük ihlâlleri başından önler. Böylelikle yaptırımın önleyici ve caydırıcı gücü ortaya çıkar. Kamu yönetiminde yaptırımlar, hukukun üstünlüğünü korumak ve toplumu güvence altına almak için vazgeçilmez bir araçtır. Yaptırımlar, yalnızca suç işleyenleri cezalandırmakla kalmaz, aynı zamanda potansiyel suçlulara da bir mesaj gönderir: Hukuksuzluk tolere edilmeyecektir. Eğer hikâyedeki ilk hırsızlık olayında hırsızlar yakalanıp cezalandırılsaydı, diğer hayvanların çalınması muhtemelen önlenebilirdi. Benzer şekilde, kamu yönetiminde küçük çaplı bir yolsuzluk veya hukuksuzluk olayında etkili yaptırımlar uygulandığında, bu tür davranışların yaygınlaşması engellenir.

Yaptırımların etkili olabilmesi için birkaç temel ilkeye dayanması gerekir:

Hızlı ve Zamanında Uygulama: Kamu yönetiminde de adaletin gecikmesi, güven kaybına ve hukuksuzluğun normalleşmesine neden olabilir. Örneğin, bir kamu görevlisinin rüşvet aldığı tespit edildiğinde, bu durumun hızlı bir şekilde soruşturulması ve cezalandırılması, diğer görevliler üzerinde caydırıcı bir etki yaratır.

Adil ve Orantılı Olma: Yaptırımlar, suçun ağırlığına uygun olmalıdır. Kamu yönetiminde de yaptırımların orantılı olması, hem adaletin sağlanmasını hem de toplumun cezalandırma sistemine güvenmesini sağlar.

Tutarlılık ve Şeffaflık: Yaptırımların tutarlı bir şekilde uygulanması, kamu yönetiminde güvenin temelidir. Eğer bazı suçlar görmezden gelinirken diğerleri cezalandırılıyorsa, bu durum toplumsal adalet duygusunu zedeler. 

Kamu Yönetiminde Adalet ve Yaptırım Eksikliğinin Sonuçları

Kamu yönetiminde adalet ve yaptırım eksikliği çarpan etkisi yaratabilir. 

Yolsuzluk ve Usulsüzlüklerin Artması: Küçük çaplı bir yolsuzluk olayının görmezden gelinmesi, daha büyük ölçekli yolsuzluklara kapı aralar. Bu, kamu kaynaklarının israfına ve toplumun devlete olan güveninin sarsılmasına neden olur.

Toplumsal Güven Kaybı: Adaletin sağlanmadığı bir toplumda, bireyler hukukun üstünlüğüne olan inancını kaybeder. 

Sistemik Bozulma: Adalet ve yaptırım mekanizmalarının zayıf olduğu bir kamu yönetiminde, hukuksuzluk sistemik bir soruna dönüşebilir.

Hikâye, kamu yönetiminde adalet ve yaptırımın önemini çarpıcı bir şekilde ortaya koyarak küçük bir ihlâlin görmezden gelinmesinin daha büyük sorunlara yol açabileceğini gösterir. Kamu yönetiminde adalet, hukukun üstünlüğünü sağlamak, toplumsal düzeni korumak ve güveni tesis etmek için vazgeçilmezdir. Yaptırımlar ise bu adaletin uygulanabilirliğini garantiler. Hızlı, adil, tutarlı ve şeffaf yaptırımlar, hukuksuzluğun önünü keser ve toplumda caydırıcılık sağlar. Kamu yönetiminde küçük ihlallere bile tolerans gösterilmemesi gerekir çünkü “horozun çalınması” gibi küçük bir olay, eğer ciddiye alınmazsa, tüm çiftliğin kaybına yol açabilir. Bu nedenle, kamu yönetiminde adalet ve yaptırım, sadece birer araç değil, aynı zamanda toplumsal düzenin ve güvenin temel taşlarıdır.

Paylaş