Yerel Yönetim Reformu Hız Kazandı: Kurumsal, Akademik ve Siyasi Boyut Bir Arada
Yerel yönetimlerde dönüşüm süreci; teknik kapasite, mali disiplin, sürdürülebilirlik ve şeffaflık ilkeleri üzerine inşa ediliyor. Reformun kapsamı önümüzdeki aylarda netleşecek.
Türkiye’de yerel yönetim reformu gündemi, son 3–4 ayda hem kurumsal hem akademik hem de siyasi düzlemde yoğunlaştı. Haziran ayında Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) bünyesinde kurulan Yerel Yönetim Reformu Çalışma Komisyonu, belediyelerin yetki, görev ve kaynaklarının daha etkin, şeffaf ve dengeli şekilde yeniden düzenlenmesine yönelik çalışmalarına başladı.
Mayıs ayında ise Mahalli İdareler Araştırma ve Geliştirme Merkezi (MİARGEM) tarafından “İhtisas Temelli Yönetilebilirlik Modeli” kamuoyuna sunuldu. Model; büyükşehirlerde teknik kapasiteye sahip bağımsız ihtisas kuruluşlarının oluşturulmasını, kırsal belediyelere coğrafi bilgi sistemleriyle desteklenen ihtiyaç temelli kaynak aktarılmasını ve finansal eşitleme mekanizmalarının nüfusun yanı sıra yerel kapasite ve performansa göre yeniden kurgulanmasını öngörüyor.
Temmuz ayında Kriter Dergisi’nde yayımlanan analizler, reform sürecinin küresel eğilimler ve “Türkiye Yüzyılı” vizyonu ile bağlantısını vurguladı. Dijitalleşme, sürdürülebilirlik, akıllı şehir uygulamaları ve demografik değişim gibi unsurların yerel yönetimlerde dönüşümü zorunlu kıldığı belirtildi. Ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 Mayıs’ta yaptığı açıklamaların ardından, yetki çatışmalarının çözülmesi, vali ve kaymakamların koordinasyon yetkisinin artırılması, kayyım uygulamasının istisnai hale getirilmesi ve belediye denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi başlıkları da gündeme geldi.
AK Parti’den Reform Vizyonu
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çıkışının ardından AK Parti, yerel yönetim reformunu somutlaştıracak adımlar attı. Parti yönetimi, “hizmetler hiyerarşisi” ve “öncelikli hizmetler” anlayışını içeren bir taslak çalışma hazırladı. Bu düzenleme ile belediyelerin insani yaşam koşullarını sağlama görevlerinin Anayasa çerçevesinde netleştirilmesi hedefleniyor.
Ayrıca Kocaeli’de düzenlenen “Yerel Yönetimlerin Geleceği: Sorunlar ve Çözümler” çalıştayında, belediyeciliğin teknik kapasite, mali disiplin ve vatandaş memnuniyeti temelinde yeniden kurgulanması gerektiği vurgulandı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Demir, “Milletin hissiyatını merkeze alan, şehir kimliğini koruyan ve geleceğe yön veren bir belediyecilik anlayışını güçlendireceğiz” dedi.
MHP’den Hukuki Süreç Vurgusu
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 11 Ağustos 2025’te yaptığı açıklamada, belediyelerle ilgili yürütülen hukuki soruşturmaların bir an önce tamamlanması gerektiğini belirtti. Bahçeli, “Türkiye’nin ağırlaşan hukuki davalardan süratle kurtulması, adaletin eksiksiz tecellisi sağlanmalıdır” ifadelerini kullanarak reform sürecinin hukuki engeller olmadan ilerlemesi gerektiğine dikkat çekti.
CHP ve Diğer Muhalefet Partilerinin Görüşleri
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, reform sürecine dair açıklamasında, “Şehirlerini seven insanların ittifakı” vizyonuyla kentlerin yönetiminde halkın doğrudan söz sahibi olduğu, katılımcı ve şeffaf bir modelin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. CHP’nin iç çalıştaylarında hazırlanan ve Meclis’e sunulan 18 yasa teklifi, dezavantajlı gruplara destek, barınma hakkı, çevre koruma, dijitalleşme ve sosyal politikalar gibi başlıkları içeriyor.
CHP, ayrıca yerel yönetimlerde talimatla değil, kent sakinleriyle birlikte karar alan, vatandaşın onurunu ve mutluluğunu merkeze koyan bir belediyecilik anlayışını benimsediğini açıkladı.
İYİ Parti ise CHP ile yerel düzeyde iş birliğini sürdürerek “81 ilde omuz omuza” stratejisiyle muhalefet belediyeciliğini güçlendirmeyi hedefliyor.
Bütünlüklü Bir Reform Perspektifi
Son aylarda kurumsal, akademik ve siyasi kanallardan eş zamanlı yürüyen bu çalışmalar, vatandaş odaklı, şeffaf, teknik kapasiteye dayalı ve sürdürülebilir bir yerel yönetim anlayışının inşa edilmesini hedefliyor. Reform sürecinin kapsamı ve uygulanma takvimi ise önümüzdeki aylarda netleşecek.