Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 2026 Yılı Bütçesi TBMM Komisyonundan Geçti

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 2026 Yılı Bütçesi TBMM Komisyonundan Geçti

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. Kapanış oturumunda milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Sazlıbosna’da devam eden sosyal konut projesiyle ilgili “Arnavutköy Sazlıbosna’da 2 etapta toplam 36 bin 631 konutun ihalesi yapılmış, inşaatları başlatılmıştır” dedi. Bakan Kurum, projenin imar planlarının 2021 yılında kesinleştiğinin altını çizerek, “Burada projelerimizin kuraları önceden çekilmiş, hak sahipleri de belirlenmiştir. Yani bugün çekilen bir kura yoktur. Bu takvime göre şöyle bakan herkes projemiz herhangi bir davayla ya da herhangi bir şahsın tutukluluk süreciyle uzaktan yakından ilgisi olmadığını da net bir şekilde açıkça görür” diye konuştu.

 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 2026 Yılı Bütçesi TBMM Komisyonundan Geçti

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, perşembe sabahı AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplandı. Komisyonda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesinin yanı sıra Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün ve İklim Değişikliği Başkanlığının bütçe, kesin hesap ve Sayıştay raporları, Kentsel Dönüşüm Başkanlığının özel bütçe, bütçe, kesin hesap, Sayıştay raporu, Türkiye Çevre Ajansının Sayıştay raporu görüşüldü. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Bakanlığının bütçesine ilişkin sunum yaptı. Ardından gün boyu devam eden müzakereler ve konuşmalar sonrası kapanış oturumunda Bakan Kurum, milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Bakan Kurum, konuşmasına “Toplantımız boyunca doğruları takdir eden arkadaşlarımıza bize bugün burada muhalefet partisinden olmak her şeye muhalefet etmek değildir hakikatini gösteren milletvekillerimize de ayrı ayrı teşekkür ediyorum” sözleriyle başladı.

“Deprem Bölgesinde Dünyanın En Hızlı ve En Büyük Konut Seferberliği Gerçekleşmiştir”

Bakan Kurum, deprem bölgesinde asrın inşa seferberliği kapsamında inşa edilen konutların yanı sıra yine Bakanlığın Yerinde Dönüşüm Projesi kapsamında vatandaşlara evlerini bireysel inşa etmeleri için verdiği destekle birlikte inşa edilen konut sayısının 600 bini aşacağına dikkat çekti: Afetin 15’inci gününde temellerini atan, 45’inci gününde ilk anahtarlarını teslim eden bir Türkiye var. Bazı arkadaşlar soruyor. Deprem bölgesinden bir haberler. Ne kadar konut yapıldığından haberleri bile yok. Çünkü oraya gitmiyorlar. Biz orada 500 bin konutu değil 600 bini de aşan yeni yuvayı teslim etmek için gün sayıyoruz. Lütfen not alın; yaklaşık 90 bin sosyal konut projesi orada devam ediyor. Bugün 11 ilimizde yerinde dönüşüm kapsamında 121 bin yuvayı yapıyoruz. Yine hak sahipleriyle rezerv alandaki kentsel dönüşüm projelerimizle birlikte teslim edilen yuva sayısı inşallah çok yakın zaman içerisinde 680 bine ulaşacak. Artık tüm dünyanın kabul ettiği bu gerçeği buradaki tüm vekillerimizin de kabul etmesi ve o mutluluğa ortak olması gerekir. Deprem bölgesinde dünyanın en hızlı ve en büyük konut seferberliği gerçekleşmiştir. Türkiye deprem bölgesinde tek kelimeyle destan yazmıştır. Bunu da devlet millet el ele yapmıştır. Sizlerden bu gurura ve mutluluğa ortak olmanızı rica ediyorum.

Konteyner Sorusu

Bakan Kurum, konteynerde yaşayan depremzedeler ile ilgili soruyu da şöyle cevapladı: Şu an halihazırda konteyner kentlerde kalan hak sahibi vatandaşımız 41 bin. Bu vatandaşlarımızın 29 bin 900’üne ev çıkmış. Ancak ev çıkmasına rağmen kendi tercihleriyle veya başka nedenlerle evlerine geçmiyorlar. Yani bu ne demek? 30 bin deseniz orada oturan sadece ve sadece 11 bin hak sahibi var. Diğerleri kiracı, ihtiyaç sahibi. Ne yapalım? Onları sokağa mı atalım? O evler teslim edildikçe şu an Adıyaman’da kira 8 bin liraya çıkıyor. Kilis’te 7 bin lira. Gaziantep’te 8-10 bin lira. Osmaniye’de Hatay’da yeni teslim edilen konutlarla birlikte 8 bin liralara düştü. Ve vatandaşımız konutlar bittikçe yerleşiyor. Yıl sonunda da hak sahiplerimizin tamamı evlerine geçecek.

“Zorla Rezerv Alan İlan Etmiyoruz”

Muhalefet milletvekillerinin rezerv alan konusundaki sorularına yanıt veren Bakan Kurum, deprem bölgesinde başta itiraz gelen bu sistemin daha sonra vatandaşlarca kabul gördüğünün altını çizdi: Cumhuriyet Halk Partisi’nin bütün vekillerine de özellikle sormanızı istiyorum. Çünkü sayın vekillerimiz de başta rezerv alana itiraz ediyorlardı. Ama projelerimiz ilerledikçe gelinen noktadaki güzellikleri ve başarıları onlar da gördüler. İtirazların aceleyle yapıldığını, bölgenin realitesiyle alakasız olduğunu, yersiz olduğunu ve bize haksızlık ettiklerini her defasında ifade ediyorlar. O gün Defne’de, Samandağı’nda rezerv alana itiraz eden vatandaşımız bugün orası da rezerv alan olsun diye vekillerimizle birlikte bizlere geldiler. Biz 11 şehrimizde yaşanan büyük yıkımın ardından normal hayata geçmek için izlenmesi gereken her türlü yol ve yöntemi bilimin, teknolojinin ışığında ve yardımında yaptık. Bu süreçte her türlü zemin etütü çalışması, mikro bölgeleme çalışması yapmak suretiyle sağlam zeminleri bir bir tespit ettik. Ve fay hattı üzerine hiçbir inşa faaliyeti yapmadık. İhtiyaç olduğunda sağlam zeminlerde yaşayan vatandaşımızla gittik, birebir anlaştık. Hakkı neyse hakkını vererek harekete geçtik.

“Çoğunluk Ne Diyorsa Çoğunluğa Uyuyoruz”

Bir defa şunu iyi anlamamız gerekir ki rezerv alan bölge için bir seçenek değil, zaruriyettir, zorunluluktur. Çünkü siz eğer rezerv alanda iş yapmazsanız o şehri yok eder. Antakya, Adıyaman, Malatya kalmaz. Biz çok rahat bir şekilde şehrin dışında bunları yapabilirdik. Biz zoru seçtik. Çünkü o şehirleri tarihiyle, kültürüyle, medeniyetiyle hep birlikte ayağa kaldıracağız dedik. O yüzden de zor olanı yapmak her babayiğidin harcı değildi. Biz Hamdolsun o zor alanı başardık. Milletimizle birlikte başardık. Devletimizin araziyi kamulaştırmasının yolları belli. Biz vatandaşımızın istediği alanlarda hiç kimseye zorla rezerv alan ilan etmiyoruz. Zorla da orada iş yapmıyoruz. Çoğunluk ne diyorsa çoğunluğa uyuyoruz. Ve istemedikleri hiçbir alanda da projemiz gerçekleşmiyor. Bu alanların hepsini ilan ettik. Vatandaşımızla paylaştık. Vatandaşımızla görüşmeler çerçevesinde de rezerv alan konuları netleşmiş oldu ve şu an hamdolsun projelerimiz de olanca hızıyla devam ediyor. Bitmek için gün sayıyor.

“Toki Güven ve Gururla Anılan Bir Türkiye Markasıdır”

Bakan Kurum TOKİ ile ilgili eleştirilere, “Asrın felaketi öncesinde yaptığı binalarda bir çatlak dahi olmayan, dimdik ayakta kalan TOKİ’yi eleştirirken herkesi biraz daha insaflı olmaya davet ediyorum. Bugün deprem bölgesindeki herkes TOKİ konutlarında oturmak istiyor. Türkiye’de milyonlarca aileye yuva kuran, inşa eden TOKİ’yle mağduriyet kelimelerini yan yana koymayalım. TOKİ bilhassa dar gelirli ailelerimiz için, orada evi olmayan vatandaşlarımız için güven ve gururla anılan bir Türkiye markasıdır. Sizin de markanız” sözleriyle cevap verdi.

İlk Evim Arsa: 107 Bin 534 Hak Sahibi İçin İmar Planları Tamamlandı

Bakan Kurum, İlk Evim Arsa Projesi’nde arsa tahsislerinin geciktiği yönündeki eleştirilere şöyle karşılık verdi: Asrın felaketi sonrası maalesef ki öncelikler değişti. Biz orada vatandaşımız konteynerde yaşarken evi olan vatandaşa mı ev yapmalıydık? Büyük bir yıkımı bir an önce gidermek için tüm gücümüzle bölgeye seferber olduk. Ve var olan bazı projelerde evet yavaşlama olabilir. TOKİ’mizin İlk Evim Arsa Projesi’nde geldiğimiz noktada 235 bin hak sahibi kardeşimiz var. Bunun 107 bin 534 hak sahibi için imar planları tamamlanmış. Kalanları da inşallah çok kısa süre içerisinde tamamlanacak verilecek. İlk Evim Projesi’nde ise şu an 253 bin 840 konutunun yapımı başladı. Algı yapmaya çalışan arkadaşlara söylüyorum; ben bu vesileyle milletimizin gönlünü her zaman olduğu gibi ferah tutmasını ve bize güvenmesini istiyorum. 1 milyon 750 bin sosyal konutu teslim eden bir irade, her afette milletin yanına koşmuş olan bu kadro, İlk Evim Arsa projemizde de konutlarımızı tamamlayacaktır.

“Damla Kent’te Hissenin Düşmesi Vatandaşımızın Zararına Değil Yararınadır”

Bakan Kurum Emlak Konut’un Damla Kent Projesi ile ilgili sorulara da şöyle cevap verdi: Bu konuyu da anlamamışsınız. Bakanlık olarak vatandaşımızın uygun maliyetle, güvenle, huzurla ev sahibi olabilmesi için her türlü argümanı ortaya koyuyoruz. Bir taraftan sertifika yapıyoruz. Bir taraftan Emlak Katılım Bankası’yla devlet eliyle faizsiz konut iş yeri araç almaya imkan tanıyoruz. Damla Kent Projesi ile de gayrimenkul sertifikası sunduk. Burada maalesef hesap kitap bilmeyen arkadaşlar yine hata yapıyorlar. Hissenin düşmesi vatandaşımızın zararına değil yararınadır. Çünkü bu projede vatandaşımız sertifika alarak ev sahibi olabilmektedir. Topladıkları sertifikayla ev sahibi oluyorlar. Vatandaşımızın bütçesine göre ne kadar düşerse o kadar uygun fiyatla ev sahibi olabilir. Yani hisseleri toplayacak, gidecek o sertifikalarla ev sahibi olacak. Şimdi şunun altını önemle çizmek isterim. Bu proje milletimizin yuva hayalini gerçekleştirme ve gerçeğe dönüştürme sözümüzün en büyük ispatlarından biridir.

“Sazlıdere Konusunda İnsafsız Yalanlar Dolaşıma Sokuluyor”

Bakan Kurum, Arnavutköy’de devam eden sosyal konut projeleri ile ilgili de şu açıklamayı yaptı: Bakın kaç kere söyledik, duyurduk, ilan ettik, dedik ki bunlar sadece ve sadece sosyal konut. Projenin tamamının 250 Bin Sosyal Konut Kampanyası kapsamında olduğunu ve hak sahiplerinin de tamamının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunun altını bir kez daha çizeyim. Ama ısrarla aynı algılar yapılmaya devam ediliyor. Arnavutköy Sazlıbosna’da 2 etapta toplam 36 bin 631 konutun ihalesi yapılmış, inşaatları başlatılmıştır.

“Projemizin Herhangi Bir Şahsın Tutukluluk Süreciyle Uzaktan Yakından İlgisi Yok”

Bakan Kurum, TOKİ’nin Sazlıbosna projesini 2021 yılında hayata geçirdiğinin altını çizdi: Bu bölgenin imar planları ne zaman kesinleşti biliyor musunuz? 2021. Bu tarihi de not edin. İhale planlaması da 26 Aralık 2024 tarihinde etaplar halinde yapıldı. Proje tamamen bu yapılan imar planlarına uygun bir şekilde ilerliyor. Ve inşaatlarımız da hızlı bir şekilde yürütülüyor. Burada projelerimizin kuraları önceden çekilmiş, hak sahipleri de belirlenmiştir. Yani bugün çekilen bir kura yoktur. Bu takvime göre şöyle bakan herkes projemiz herhangi bir davayla ya da herhangi bir şahsın tutukluluk süreciyle uzaktan yakından ilgisi olmadığını da net bir şekilde açıkça görür. Baştan itibaren ifade ettiğim gibi Sazlıbosna’daki projemiz milletimizin ev sahibi olması için İstanbul’un deprem açısından daha güvenli bir şehir olması için başlatılmış bir projedir. Ve iyi niyetle dar gelirli vatandaşlarımız ev sahibi olacak. Bakın hepimiz siyasetçiyiz. Elbette muhalefet bizi eleştirecek. Biz de eleştiriler haksızsa eğer yanıtını vereceğiz. Ama deprem gibi hayati bir konuda siyaset olmaz. Manipülasyon yapılmaz. Artık bundan da vazgeçmemiz gerekir.

Borçlanma Yetkisinin Gerekçesi: Kentsel Dönüşüm Uygulamalarında Hızlı Olmak Esastır

Bakan Kurum, muhalefet vekillerinin talebi doğrultusunda, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı’na iç borçlanma yetkisi verilmesi konusuna da açıklık getirdi: Hepiniz takdir edersiniz ki kentsel dönüşüm uygulamalarında hızlı olmak esastır. Ve afet riski bulunan alanlarda hızlı bir şekilde aksiyon almamız gerekir. Yani biz deprem konutlarımızı yaparken hatırlayın bazı siyasetçilerimiz de ‘bu aceleniz ne?’ diyordu. Biz aceleyle vatandaşımızı bir saat bir dakika daha evine erken ulaştırabilmek için çalışıyoruz. Başkanlığın da burada aksiyonunu daha da arttırabilmesi için iç borçlanma yapmak suretiyle kentsel dönüşümdeki kararlılığımızı irademizi daha da arttıracağız ve burada asla ve asla kamu riski bulunmamaktadır.

“Ergene’de Osb ve Belli Belediyeler Sorumluluklarını Yerine Getirmemiştir”

Bakan Kurum Ergene Nehri’ndeki kirlilikle mücadele noktasında yapılan denetimlere de konuşmasında yer verdi: Ergene’de devlet Türkiye’nin en büyük çevre projelerinden birini gerçekleştirmiştir. Devlet sorumluluğu yerine getirmiş, ancak oradaki OSB ve belli belediyelerde sorumluluklarını yerine getirmemiştir. Burada belediye başkanımıza da söylediğim, ‘gelin hep birlikte Ergene’ye sahip çıkalım. Sen-ben değil, hepimiz. Ne yapılması gerekiyorsa elimizi taşın altına koyalım ve bu projeyi bitirelim’ dedik. Bu samimiyeti de bekliyoruz. 19 tesis faaliyetten men edilmiştir. Bu çerçevede 93 milyon TL de ceza kesilmiştir.

Bakanlığın Bütçe ve Raporları Komisyonda Kabul Edildi

Komisyonunda, görüşmelerin ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının yanı sıra Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü, İklim Değişikliği Başkanlığı, Kentsel Dönüşüm Başkanlığının 2026 yılı bütçeleri ile Türkiye Çevre Ajansının Sayıştay raporu kabul edildi.

Paylaş