TBB, belediyelerin artan ve karmaşıklaşan görev ve sorumluluklarını daha etkin ve verimli şekilde yerine getirebilmeleri ile yerel hizmetlerin niteliğinin artırılmasına katkı sunulması amacıyla “Yönetici Geliştirme Programı” başlattı.
Büyükşehir, il ve büyükşehir ilçe belediyeleri ile bu belediyelere bağlı iştiraklerde görev yapan şef, müdür ve üstü pozisyondaki 352 yöneticiyi kapsayan programla, kamu yararını gözeten ve kamu kaynaklarını stratejik biçimde yöneten yetkin kamu yöneticilerinin yetiştirilmesi hedefleniyor.
Yönetici Geliştirme Programı kapsamında eğitim alan Türkiye’nin farklı belediyelerinde görev yapan yöneticiler, TBB ana hizmet binasında “Tanışma Buluşması”nda ilk kez bir araya geldi. Programın açılış konuşmalarını, TBB ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap SEÇER ile TBB Genel Sekreteri Suat YILDIZ gerçekleştirdi.
Seçer: “Yönettiğimiz kurumlarda adaleti hakim kılmalıyız”
TBB Başkanı Seçer, geçtiğimiz hafta sonu gerçekleştirilen TBB Meclis Toplantısında Birlik Başkanı, Encümen Üyeleri ve Başkanlık Divanı seçimlerinin yapıldığını hatırlatarak yeni dönemin herkese hayırlı olmasını temenni etti.
2024 yılından itibaren TBB’de yeni bir yönetim anlayışı benimsediklerini ifade eden Seçer, amaçlarının adaletli, kapsayıcı ve çağın ihtiyaçlarını gözeten bir yapı oluşturmak olduğunu söyledi. Seçer, “Biz hep Türkiye’de adaletsizlikten şikayet ediyoruz. Topluma inandırıcı olabilmek için yönettiğimiz kurumlarda adaleti hakim kılmak, herkesi kapsamak ve çağın ruhunu doğru okumak zorundayız.” diye konuştu.
Belediyeler arasında ayrım gözetmediklerini vurgulayan Seçer, bölgesi, partisi ya da kurumu ne olursa olsun tüm çalışanların değerli olduğunu belirterek katılımcılara ‘Hepiniz başımızın tacısınız.’ diye seslendi.
Belediyelerde insan kaynağının önemine dikkati çeken Seçer, kaliteli ve donanımlı kadroların şehir yönetiminde belirleyici rol üstlendiğini söyledi. Yeni bir dönemde farklı bir yönetim anlayışıyla devralınan kurumlarda sürecin daha da zorlaştığını ifade eden Seçer, “Eğer başlangıçta düzeni kuramazsanız, gömleğin düğmesini yanlış iliklemiş olarak beş yıla başlarsınız ve toparlamanız mümkün olmaz.” dedi.
Yönetici geliştirme programının da belediyelerin taşıyıcı kolonu olan insan kaynağını güçlendirmeyi hedeflediğini kaydeden Seçer, katılımcıların yeni bilgi ve deneyimlerle hizmet kapasitelerini artıracağını dile getirdi.
Dünyadaki gelişmelerin belediyelerin sorumluluk alanını genişlettiğini belirten Seçer, yerel yönetimlerin yalnızca rutin hizmetler sunan kurumlar olmadığını söyledi. Küresel iklim krizi, afetler, salgınlar ve büyük felaketlerde belediyelerin ön plana çıktığını ifade eden Seçer, “Pandemi süreci, sel felaketleri, orman yangınları ve 6 Şubat depremleri belediyelerin ne kadar önemli kurumlar olduğunu bir kez daha gösterdi.” dedi. Belediyelerde yetişmiş insan kaynağının kriz dönemlerinde büyük önem taşıdığını vurgulayan Seçer, TBB olarak tüm belediyelere proje, ekipman ve eğitim desteği sunmaya devam edeceklerini belirtti.
Seçer: “Yerelde huzur varsa genele yayılır”
Seçer, belediyelerin yerel hizmetlerin ötesinde Türkiye’nin birlik, beraberlik ve toplumsal barışına doğrudan katkı sunduğunu belirtti. TBB’nin belediyelerin işlerini kolaylaştıran ve destekleyen bir kurum olduğunun altını çizen Seçer, “1405 belediyeyi temsil eden, onlara destek olan ve işlerinin kolaylaşmasını sağlayan kurum olarak yapacağımız her değerli çalışma Türkiye’nin birliğine, beraberliğine ve toplumsal barışına katkıdır.” ifadelerini kullandı.
Yerel yönetim anlayışının “yerelden genele yayılma” prensibiyle hareket etmesi gerektiğini söyleyen Seçer, “Türkiye’de huzur istiyorsanız yerelde huzur varsa genele yayılır. Yerelde barış varsa, refah varsa bunu Türkiye’ye yayabilirsiniz.” dedi.
TBB olarak tüm belediyelere eşit mesafede hizmet verdiklerini belirten Seçer, önümüzdeki dönemde de yerel yönetimlere yönelik desteklerin artarak devam edeceğini söyledi.
Program kapsamında katılımcıların iki aydır uzaktan eğitim aldığını hatırlatan Seçer, iki gün sürecek buluşmanın tanışma ve deneyim paylaşımı açısından önemli olduğunu söyledi. Seçer konuşmasını, “Hem burada yapacağınız çalışmalarda hem de vatandaşlarımıza sunduğunuz hizmetlerde başarılar diliyorum.” sözleriyle tamamladı.
Yıldız: “Programdan beklediğimiz çıktı, aranızda güçlü bir öğrenme ağı oluşmasıdır”
Yerel yönetimlerde kurumsal kapasitenin yöneticilerin yetkinliğiyle doğrudan ilişkili olduğuna dikkati çeken TBB Genel Sekreteri Yıldız, “Bir kurumun gücü, onu sevk ve idare eden yöneticilerin yetkinliğinden gelir. Kamuyu soyut bir kavram olmaktan çıkarıp, vatandaşın hayatına dokunan somut bir hizmete dönüştüren yegane güç, siz değerli yöneticilerin dirayetidir.” değerlendirmesinde bulundu.
Kamu yönetimi eğitiminin kurumlar için tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Yıldız, farklı disiplinlerin ve uygulama deneyimlerinin bir araya gelmesinin önemine işaret ederek, geçmişte Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü’nün (TODAİE) bu ihtiyacı karşılayan bir yapı sunduğunu, bugün ise benzer bir eksikliğin hissedildiğini dile getirdi.
Programın hazırlık sürecinde şeffaflık, fırsat eşitliği ve çeşitlilik ilkelerinin esas alındığını belirten Yıldız, “Bu programdan beklediğimiz çıktı, sadece teorik bilgi artışı değil, aranızda ‘ilişkilenme ağı’ ve ‘birbirinden öğrenme’ zemini oluşmasıdır. Belediyecilik, birbirinden öğrenmeyi en çok gerektiren alandır.” diye konuştu.
Belediyeler arasında deneyim paylaşımının önemine dikkat çeken Yıldız, “Edirne’deki bir müdürümüzün çözdüğü sorunu, bugün burada Şanlıurfa’daki meslektaşıyla tartışabiliyor olması, bizim için çok kıymetli.” ifadelerini kullandı.
“Kamu yönetiminde liderlik”
Programda İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkan Danışmanı Yiğit Oğuz DUMAN, “Kamu Yönetiminde Liderlik” başlıklı sunumuyla yer aldı. Duman, liderliği; ekibe liderlik, mesleki gelişim ve bireyin kendine liderliği olmak üzere üç boyutta değerlendirdi. Sıra dışı liderliğe ilişkin içgörülerini yedi maddede özetleyen Duman, iyi olmanın yeterli olmadığını, sıra dışı olmak için sürekli çaba gerektiğini ancak mükemmeliyetin zorunlu olmadığını ifade etti. Duman ayrıca algının gerçeği şekillendirdiğini, kişinin kendi konumunu doğru analiz etmesi gerektiğini, tutkunun liderlikte belirleyici olduğunu, çapraz eğitimlerin önem taşıdığını ve başarı için başkalarını sürece dahil eden, dinleyen ve saygı duyan bir liderlik anlayışının gerekliliğini vurguladı. Duman, liderlik etkinliğinin artmasıyla çalışan bağlılığı ve iş sonuçlarının da güçlendiğini dile getirdi.
“Krizler arasında sağlam kalmak”
Klinik Psikolog Cenk ADIGÜZEL de “Belediyecilikte Psikolojik Dayanıklılık: Krizler Arasında Sağlam Kalmak” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Adıgüzel, zorlayıcı süreçlerde ayakta kalma, devam etme motivasyonu ve tükenme nedenlerinin sorgulanmasının sürdürülebilir yapı için önemli olduğunu ifade etti. Psikolojik dayanıklılığı, bireyin stres ve olumsuz durumlar karşısında işlevselliğini sürdürebilmesi ve bu süreçten öğrenerek güçlenmesi olarak tanımlayan Adıgüzel, bu kapasitenin bireyin yeniden dengeye gelmesini sağladığını belirtti.
Dayanıklılığın geliştirilmesinde bireysel, çevresel ve sosyal faktörlerin etkili olduğunu vurgulayan Adıgüzel, belediyecilik yaklaşımının özellikle sosyal ve çevresel faktörlerin güçlendirilmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti. Adıgüzel ayrıca, öz şefkatin psikolojik dayanıklılığın temel unsurlarından biri olduğunu da dile getirdi.
“Sanat yoluyla bir süreklilik arayışı”
Etkinlik kapsamında Dr. Aylin Vartanyan DİLAVER ise “Bireyden Kolektife: Sanat Yoluyla Bir Süreklilik Arayışı” başlıklı sunumuyla katılımcıları bilgilendirdi. Dilaver, sanatın bireysel üretimden kolektif deneyime uzanan bir süreç olduğunu vurgulayarak, üretim pratiğinin bireysel ve toplumsal kapasiteyi geliştirdiğini ifade etti.
Sanatın bilinmezlikte kalabilme özelliğine dikkati çeken Dilaver, bu yönüyle bireyi gerçekliğe yaklaştırdığını belirtti. Kısıtlar altında gerçekleştirilen çizim ve şiir çalışmalarıyla yaratıcılığın teşvik edildiğini aktaran Dilaver, bireysel üretimin grup etkileşimini de güçlendirdiğini dile getirdi. Oturum kapsamında müzik eşliğinde iplerle sanatsal çalışmalar ve mani yazımı etkinlikleri gerçekleştirildi.
“Herkesi aynı vizyonun parçası hissettirmek nasıl mümkün oluyor?”
Programın ilk günü TBB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Şengül Altan ARSLAN’ın moderatörlüğünü üstlendiği “Deneyim Paylaşımı” oturumu ile tamamlandı. Arslan, etkinliğin katılımcılar arasında etkileşimi artırmak, yöneticilik deneyimlerinin paylaşılmasını sağlamak ve programın teorik içeriğini uygulama boyutuyla desteklemek amacıyla kurgulandığını ifade etti.
Oturumda Etimesgut Belediye Başkanı Erdal BEŞİÇİOĞLU, “Oyuncu Olarak Tiyatroyu Yönetmek, Oyuncu Olarak Belediyeyi Yönetmek: Farklı Yönetme Pratikleri, İmkanlar, Güçlükler” başlığı altında katılımcılarla deneyimlerini paylaştı.
Beşikcioğlu, yöneticilik anlayışında insan odaklı yaklaşımın belirleyici olduğunu vurguladı. Sahne deneyimi ile kamu yönetimi arasında benzerlikler bulunduğuna işaret eden Beşikcioğlu, ekip içindeki her bireyin aynı hedef ve vizyon etrafında buluşmasının önemine dikkati çekti. Çalışanların beklentilerinin dinlenmesi ve çalışma koşullarının iyileştirilmesinin motivasyonu artırdığını ifade eden Beşikcioğlu, vatandaşla kurulan iletişimin de hizmet kalitesini doğrudan etkilediğini dile getirdi.
“Nezaket ve disiplin birlikte nasıl yürütülür?”
Emekli Büyükelçi Hatice Aslıgül ÜĞDÜL, “Bir Ülkeyi Uluslararası Alanda Temsil Etmek: Uluslararası İlişkileri Yönetmek” başlıklı konuşmasında, liderlik anlayışının temelinde doğallık ve liyakatin bulunduğunu belirtti.
Dışişleri Bakanlığındaki meslek hayatının güçlü bir gelenek ve aşamalı gelişim üzerine kurulu olduğunu ifade eden Üğdül, yöneticilikte disiplin ile insani yaklaşımın birlikte yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
“Yetki ile beklenti nasıl dengelenmeli?”
Emekli Vali Enver SALİHOĞLU ise “Mülki İdareyi Yönetmek” başlıklı konuşmasında yöneticilik pratiğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kamu hizmetlerinde esas olanın kurumlar arası ayrım değil hizmetin niteliği olduğunu belirten Salihoğlu, “Anayasamız görev dağılımını belirler ancak tüm kurumlara, yurttaşa hizmet etme sorumluluğu yükler.” dedi.
Hizmetin etkin ve hızlı şekilde sunulmasının önemine dikkati çeken Salihoğlu, yetkinin bir güç unsuru değil sorumluluk olduğunu, kurumlar arası iş birliğiyle hizmetin daha etkin hale geleceğini ifade etti.
Tanışma Buluşması’nın ikinci gününde düzenlenecek oturumlarda ise katılımcıların doğrudan yer aldığı grup çalışmaları ve “kriz masası” uygulamaları ile belirsizlik ortamında karar alma süreçlerine yönelik uygulamalı çalışmalar yapılacak.
Kriz Masasında ‘Doğru Cevap Yok, Karar Var’
Programın ikinci gün gerçekleştirilen “Kriz Masası” oturumunda, Türkiye’nin farklı illerinden gelen 180 yönetici, “Ortakdere Belediyesi: 72 Saat” senaryosu üzerinden kriz yönetimi deneyimi yaşadı. Eğitmen Soner ŞİMŞEK yürütücülüğünde gerçekleştirilen uygulamada katılımcılar; belirsizlik altında karar alma, yetki sınırları, kamu yararı, mali sorumluluk ve kriz iletişimi gibi başlıklarda yönetim reflekslerini test etme imkanı buldu.
Simülasyon kapsamında 30 masada altışar yöneticiden oluşan ekipler kuruldu; doğa olayları, personel ve disiplin süreçleri, toplumsal krizler ile mali ve idari karar süreçlerini içeren dört ayrı senaryo üzerinden uygulamalı çalışmalar yapıldı. Her masa kararlarını mutabakatla alırken, uzlaşı sağlanamayan konular çekince olarak kayıt altına alındı.
Atölye çalışmalarıyla desteklenen programda katılımcılar, kendi belediyelerindeki görevlerinden bağımsız olarak kurgusal Ortakdere Belediyesi’nin yönetim kadrosunu üstlendi. Yazı İşleri, Hukuk, Mali Hizmetler, Basın, Destek Hizmetleri ve Strateji birimleri temelinde oluşturulan görev dağılımı çerçevesinde yöneticiler, aynı kriz senaryosuna farklı yönetim refleksleriyle yaklaşarak programın temelini oluşturan “birbirinden öğrenme” anlayışını uygulamalı biçimde deneyimledi.
Eğitim kapsamında ayrıca krizlerle baş edebilme, yönetim refleksi geliştirme ve bireysel öğrenme yöntemlerine yönelik uygulamalı çalışmalar da gerçekleştirildi.
Teorik ve Uygulamalı Eğitimler 8 Ay Sürecek
Yönetici Geliştirme Programında katılımcılara; kamu yönetimi, politika süreçleri, liderlik, teknoloji ve ekolojik kriz başlıklarında teorik ve uygulamalı eğitimlerin verildiği program, Mart–Haziran ve Eylül–Aralık 2026 dönemlerinde iki etap halinde gerçekleştirilecek. Sekiz ay sürecek program; Ankara, Hacettepe, Orta Doğu Teknik, Sabancı, Anadolu, Marmara, Hacı Bayram Veli, Gazi, Namık Kemal, Ankara Sosyal Bilimler, Yıldırım Beyazıt, Bandırma ve Çankaya üniversitelerinden öğretim üyeleri ile merkezi ve yerel yönetimlerin deneyimli bürokratları tarafından yürütülüyor.













