Avrupa Birliği tarafından finanse edilen; Türkiye Belediyeler Birliği (TBB), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Avrupa Birliği Başkanlığı ve İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen Sivil Katılımı Güçlendirme projesi kapsamında, Elazığ’daki sivil katılım mekanizmaları ve kazanımlar değerlendirildi. Programda, sivil katılımı artırmak, kamu–sivil toplum iş birliğini güçlendirmek ve karar alma süreçlerini demokratikleştirmek amacıyla yapılan çalışmalar ele alındı.
Programın açılış konuşmaları Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu, Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu İş birliği Bölüm Başkanı Maria Luisa Wyganowski, UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Monica Merino, Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Şengül Altan Arslan ve Avrupa Birliği Başkanlığı Proje Uygulama Daire Başkanı Ahmet Hakan Atik tarafından gerçekleştirildi.
Hatipoğlu: “Sivil Toplumun Karar Alma Süreçlerine Dahil Edilmesi Çok Önemli”
Hatipoğlu, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılım sürecinde önemli bir dönüşüm yaşadığını belirterek, bu dönüşümün vatandaşların yaşam kalitesini artırmayı hedeflediğini söyledi. Sivil toplum kuruluşlarının karar alma süreçlerine katılımının önemine dikkat çeken Hatipoğlu, “Sivil toplum kuruluşlarının karar alma süreçlerine dahil edilmesi büyük bir önem taşıyor ve bu proje de bu anlamda büyük önem taşıyor. Bu kapsamda STK temsilcilerimizle, muhtarlarımızla sürekli birlikteyiz” dedi.
Şerifoğulları: “Kalkınma İçin Dayanışma Ruhuyla Hareket Etmeliyiz”
Elazığ’ın geçmişte yaşadığı zorlu süreçlerde dayanışma kültürüyle güçlendiğini vurgulayan Başkan Şerifoğulları, “Elazığ olarak yaşadığımız her zorlu süreçte toplumun tüm kesimleriyle omuz omuza verip yaralarımızı sardık. Bugün de kalkınma, istihdam, turizm ve sosyal hayatın gelişmesi için aynı dayanışma ruhuyla hareket etmek zorundayız” dedi.
Elazığ için ortaya konulan her fikrin kendileri için yol gösterici olduğunu ifade eden Şerifoğulları, Sivil Katılım Zirvesi’nin yeni iş birliği modellerine katkı sağlayacağına inandığını söyledi. Elazığ’ın proje kapsamında belirlenen yedi pilot şehirden biri olduğunu hatırlatan Şerifoğulları, “Elazığ, sivil katılım noktasında Anadolu’ya öncülük eden ve bu modelin en başarılı şekilde hayat bulduğu lider kent olmuştur. Afete hazırlık, çevre ve iklim ile kırsal kalkınma temalarında önemli adımlar atıldı” diye konuştu.
Wyganowski: “Kimse Geride Kalmamalı”
AB’nin temel ilkesinin “kimse geride kalmasın” anlayışı olduğunu belirten Maria, sivil katılımın güçlü demokrasi için zorunlu olduğunu ifade ederek ikinci faz için 4 milyon avro kaynak tahsis edildiğini açıkladı.
Projenin hayata geçirildiği 7 ilden biri olan Elazığ’da afet yönetimi için dijital koordinasyon gibi yenilikçi girişimlerin bulunduğunu sözlerine ekleyen Wyganowski, bu girişimlerin yerel dayanıklılığı ve sivil katılımın pratik değerini gösterdiğini belirtti.
Merino: “Süreç Yeni Bir Bölümün Başlangıcıdır”
Elazığ’daki sürecin şehrin temel önceliklerine odaklandığını ifade eden Merino, yürütülen çalışmaların güçlü bir bağlılık ortaya koyduğunu belirterek, “Bu bir son değil, yeni bir bölümün başlangıcıdır” dedi.
Demokratik yönetimlerin yalnızca kurumlarla sınırlı olmadığını dile getiren Merino, “Projemizde Elazığ için şehrin en acil gerçeklerini yansıtan 3 tematik öncelik belirlendi. Bunlar, afetlere hazırlık ve afet sonrası süreç, afet sonrası iyileşme, kırsal kalkınma, çevre ve iklim değişikliği konularıdır. Zirve, yeni bir dönemin başlangıcına da işaret ediyor” dedi.
Arslan: “Katılım Karmaşık Sorunları Yönetmenin Altyapısıdır”
TBB Genel Sekreter Yardımcısı Arslan konuşmasında, çok aktörlü yönetişim modelinin önemini vurguladı. Afet gibi çok katmanlı alanlarda belediyelerin tek başına çözüm üretmesinin mümkün olmadığını ve katılımın artık sorunların yönetiminde temel bir araç olduğunu vurgulayan Arslan, “Katılım artık bir iyi niyet alanı değil; karmaşık sorunları yönetmenin altyapısıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Toplantının yerel yönetimlerin nasıl dönüşüm geçirdiğini ve birlikte yönetme kapasitesinin nasıl şekillendiğini yerinde görme imkanı sunduğunu belirten Arslan, “Yerel yönetimlerin başarısı hizmet üretme kapasitesinin yanı sıra farklı aktörleri aynı hedef etrafında buluşturabilme kapasitesiyle ilgilidir. Yürüttüğümüz bu proje sahadaki en somut örneklerden biridir” diye konuştu.
Atik: “Sivil Katılım AB Sürecinin Temel Unsurlarından Biridir”
Atik, projenin önemli kazanımların değerlendirildiği bir süreç olduğunu belirterek, AB müktesebatına uyum sürecinde sivil katılımın kritik bir gereklilik olduğunu ifade etti. Türkiye’nin AB süreci kapsamında enerji, ulaştırma, insan hakları, adalet ve çevre alanlarında önemli projeler yürütüldüğünü belirten Atik, “Sivil katılım bu sürecin çok değerli bir unsurudur. Bu proje sayesinde yerel düzeyde somut adımlar atıldı” dedi.
Atik ayrıca, vatandaşın en yakın temas noktası olan belediyelerde katılımcılığın güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
Konuşmaların ardından UNDP Proje Yöneticisi ve Baş Teknik Danışmanı Neslihan Cankara tarafından Sivil Katılım Projesi kapsamında elde edilen kazanımlar ve öne çıkan sonuçlara ilişkin katılımcılara bilgi verildi.
Elazığ’da Sivil Katılım Mekanizmaları Güçlendirildi
Proje kapsamında, yerel paydaşlar ve Sivil Katılım Görev Gücü’nün (SKGG) ortak kararıyla afet hazırlığı ve afet sonrası toparlanma, kırsal kalkınma ile çevre ve iklim değişikliği üç öncelikli tematik alan olarak belirlendi. Elazığ Belediyesi, kamu kurumları, üniversite, meslek kuruluşları ve sivil toplum temsilcilerinin yer aldığı SKGG, bu alanlarda ortak çalışmalar yürüttü.
Çalışmalar kapsamında afet yönetiminde kurumlar arası koordinasyon güçlendirilirken, Elazığ Belediyesi tarafından “Afet Yönetimi Web Sitesi” geliştirildi. Üniversite öğrencileri, kamu personeli ve farklı toplumsal kesimlere yönelik afet bilinci, ilk yardım ve arama kurtarma eğitimleri düzenlenirken, Fırat Üniversitesi müfredatına afetlerle ilgili yeni dersler eklendi.
Kırsal kalkınma ile çevre ve iklim değişikliği alanlarında eylem planları hazırlanırken, sanayi sektörüne yönelik karbon yönetimi eğitimleri gerçekleştirildi. Ayrıca dezavantajlı bireylere yönelik çalışmalar kapsamında Engelli Meclisi ve Engelsiz Yaşam Merkezi hayata geçirilirken, toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten politikaların yerel stratejilere entegrasyonu sağlandı. Program, proje kapsamında elde edilen kazanımların değerlendirilmesiyle sona erdi.











